aslifilinta Süslenecek halimiz mi kaldı.
Başka renk mi kaldı bize?
Ve o kadınlar; elleriyle dokudular bu nakışı; acılarıyla dönüşüme hizmet ettilerse kim bilir.
Onlar söyleyecek biz ne zaman renkli giyeceğiz. Onlar dokuyacak, az kaldı.
O zamana kadar siyah matemimiz, kırmızı ellerimize bulandı.
Yine de bir umut, biz olmamıza bağlı.
5 Mart 2023
Biz Kolektif Kadın Kooperatifi, Temmuz 2025’te, 6 Şubat depreminin en yıkıcı izlerini taşıyan Antakya’da, bu topraklara gönül vermiş 7 kadının bir araya gelmesiyle kuruldu. Bu kuruluş, sonradan katılan onlarca kadınla birlikte, bir ticari girişimden öte; yıkımın ortasında yeniden ayağa kalkmanın, dayanışmanın ve kadın gücünün tüm zorluklara meydan okuyuşunun somut bir ifadesidir. Antakya’nın kadim kültürel hafızası, üretim geleneği ve kadın emeği, BİZ’in varlık sebebini oluşturur.
Kooperatifin amacı; kadın emeğini görünür, sürdürülebilir ve adil bir ekonomik yapıya dönüştürmek, yerel üretimi ve kültürel mirası koruyarak güçlendirmek ve kadınlar için dayanışmaya dayalı yeni bir kalkınma modeli inşa etmektir.
BİZ; el emeği ve zanaat üretimi, tarım ve yerel ürünler, eğitim ve kapasite geliştirme çalışmaları, kolektif tasarım ve satış-pazarlama faaliyetleri ile kadınların hem ekonomik hem toplumsal olarak güçlenmesini hedefler. BİZ, Antakya’dan doğan bu dayanışma ruhunu büyüterek, kadınların bilgi, üretim ve karar mekanizmalarında söz sahibi olduğu bir gelecek için çalışır.
Ben Aslı Filinta
nerede olursam olayım, kalbim hep Anadolu topraklarındaki ilham için atıyor. İşim de kültürel hafızayı çağdaş tasarım ve kolektif üretimle buluşturmak.
Deprem gerçekleştiğinde Türkiye’de değildim. İlk refleksim, Antakya’ya gitmek için uçağa binmek iken; yakın bir aile dostum bana yaratıcılığımın asıl hizmet biçimi olduğunu hatırlattığı anda sosyal medyada, yukardaki paylaşımı yaptım. “BİZ” in hikayesi böyle başladı. Siyah ortak yasımızdı, kan kırmızısı ise üstlenmemiz gereken sorumluluğumuzu ifade ediyordu. Tam bu sırada L’Oréal SkinCeuticals’tan gelen iş birliği çağrısı, bu niyeti somut bir projeye dönüştürme fırsatı verdi.
Depremden hemen sonra Antakya’ya giderek çadırlarda kaldım, kadın kooperatiflerini araştırdım ve kaybolmaya yüz tutmuş bir zanaat olan cimem örücülüğünü keşfettim.
L’Oréal için tasarlanan 10.000 cimem çantasıyla yürüttüğümüz projede yaklaşık 40 ton buğday sapı ileri dönüştürüldü; deprem bölgesinde 350 kadına istihdam sağlandı ve 35 genç kadına bu zanaat öğretildi. Devlet Kalkınma Ajansları ile iş birliği içinde yürüyen bu süreç, ödüllerle tanınmanın ötesinde yeni bir topluluk zemini yarattı. Proje sonrasında üretim ekibimiz dağılınca, birlikte üretim yaptığımız kadınlarla Temmuz 2025’te BİZ Kolektif Kadın Kooperatifini kurduk.
Ben üretimi yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak görmüyorum. Üretim; dayanışma, süreklilik ve iyileşme biçimidir. Kültürel miras korunarak değil, kullanılarak ve dönüştürülerek hayata katılır. Sürdürülebilirlik ise sadece malzemeye indirgenemez — toprağı, insanı, hayvanı ve geleneği birlikte düşünen bütünsel bir yaklaşımdır. Kolektif üretim de yalnızca ekonomik özgürlük meselesi değil; Anadolu’nun belleği, kültürü ve cesaretiyle kurulan bir bağdır.
BİZ; yaratıcılıkla hizmet etmeye kendini adamış kadın girişimcilerin oluşturduğu bir topluluktur. Anadolu’dan aldığı ilhamla kadın emeğini görünür kılmayı, kolektif üretimi yeniden canlandırmayı ve sosyal-ekonomik kalkınmaya katkı yaratmayı amaçlar. Bu yaklaşım, el emeğini görünür kılan, dayanışmayı çoğaltan ve doğanın mutlulukla geri alabileceği malzemeleri savunan bir duruştur.
Bugün BİZ, 7 kurucu ve 55 gönüllü kadın girişimci ile; tek bir kişinin değil, toprağın, insanın, geleneğin ve geleceğin kazandığıbir kolektif yaratım ve üretim sistemi inşa ediyor. Anadolu ilham, belleğimizde kayıtlı vicdanı uyandırıyor ve manayı hatırlatıyor. Kolektif bilincin uyanışı ve dünyaya yayılması butopraklardan olacak, inşallah.
BİZ, bize emanet edilenleri bütünün hayrına kullanırken, gelinbu yolda birlikte hareket edelim. Bu yolda birlikte hareket etmeye ve bu yolda birbirimizle yarışmaya hazırız.
Ben Süheyla Hocaoğlu
06.08.1979’da Kayseri’nin Tomarza ilçesinde doğdum; babamın öğretmenliği nedeniyle oradaydık ama köklerimiz hep Hatay’da, kalbimiz memleketimizdeydi.
2014 yılında Halk Eğitim’de göreve başladım. 2023 depreminin ardından, evimi ve sevdiklerimi kaybetmenin acısıyla sarsıldım; ama yeniden toparlanabilmek ve hayata tutunabilmek için tekrar çalışmaya, üretime döndüm.
Unutulmaya yüz tutmuş doğal buğday sapı örücülüğünün (Cimem) sanatının usta öğreticisiyim. Her ilmekte bir hatıra, her örgüde bir umut var. Kooperatifte kadınlara bu değeri öğreterek hem kültürümüzü yaşatmaya niyet ediyorum, hem de onların yeniden güç bulmasına katkı sağladığıma inanıyorum.
Biliyorum ki ben artık tek değilim. Acılarımızı emeğe dönüştürüyor ve birlikte üreterek kocaman bir “Biz” oluyoruz. Yaralarımızı ortak bir fayda yaratarak birlikte sarıyoruz.
Ben Yıldız Irmak Güleryüz
15.07.1980 yılında Antakya’da doğdum. 6 Şubat depremlerinde 18 yaşında kızım Nur’u, eşimi, 2 erkek kardeşimi ve birçok yakınımı kaybettim. Kurduğumuz Biz Kolektif Kadın Kooperatifi, benim için yeniden nefes almak gibi oldu. Üretim ve kalite kontrol ekibinde yer alarak yalnızca çalışmadım; acımı emeğe, umudumu üretime dönüştürdüm. Üreterek güçleniyorum, üreterek hayata yeniden tutunuyorum. Hayatım, acılarla sınandığı bir dönemin ardından yeniden anlam kazanıyor. Kurduğumuz Biz Kolektif Kadın Kooperatifi, benim için sadece bir çalışma alanı değil; umutla, dayanışmayla ve yeniden ayağa kalkma ümidiyle örülmüş bir yaşam kapısı oldu.
Üretim ve kalite kontrol ekibinde yer alarak, yalnızca ürünleri değil; emeğimle birlikte kendi gücümü, sabrımı ve geleceğe olan inancımı da yeniden inşa ediyorum. Üreterek iyileşiyorum, üreterek hayata yeniden tutunuyorum. Her kontrol ettiğim ürün, her tamamladığım iş; “Aslında ben hâlâ buradayım, hâlâ güçlüyüm” deme biçimim oldu.
Biz Kolektif Kooperatifi’nde emeğimle var oluyor, üretirken yeniden hayat buluyorum.
Ben Güner Kuşçu
1965 yılının ilk gününde Hatay’da doğdum. Bu topraklarda büyüdüm, sevdim, yuva kurdum. Evli ve iki çocuk annesi olarak hayatımı emekle, sabırla ve sevgiyle ördüm. Sonra deprem geldi…Sadece evlerimizi değil, anılarımızı, düzenimizi ve içimizdeki yaşam duygusunu da sarstı. Hepimiz biraz dağıldık, biraz yorulduk, biraz eksildik. Ama vazgeçmedik. Çünkü biz yeniden ayağa kalkmayı bilen kadınlarız. Kurduğumuz bu kooperatif, sadece bir çalışma alanı değil; bizim için bir umut, dayanışma ve yeniden başlama hikâyesi oldu. Burada el sanatlarıyla üretirken aslında sadece ürün değil, kendimizi de yeniden inşa ediyoruz. Hatay’da sosyalleşebileceğimiz alanlar azaldı. Ama biz bu kooperatifte birbirimize güç oluyoruz. Konuşarak, gülerek, üreterek iyileşiyoruz. Her ilmikte, her emekte, her eserde biraz daha güçleniyoruz.
Çünkü biz biliyoruz ki:
Birlikte daha güzeliz.
Ürettikçe daha güçlüyüz.
Ve dayanışmayla her yarayı sarabiliriz.
Ben Tülay İpek
07.09.1984’te Sofular’da doğdum, evliyim ve üç çocuk annesiyim. Depremde evimizi kaybettik; Allah’a şükür can kaybımız olmadı ama hayatımız kökten değişti, evimizi kaybettik. Bir buçuk yıl çadırda yaşadım ve o zor günlerde bu kooperatifte üretmeye başlamak benim için adeta bir terapi, hayata yeniden tutunma yolu oldu. Kooperatifte Süheyla hocamızın öğrettiği Cimemi örüyorum; her ilmekte acımı sabra, umudumu emeğe dönüştürüyorum. Düşenin dostu olmadığını öğrendiğim zamanlar oldu ama bu süreçte kalbi güzel, yüreği güçlü insanlar da tanıdım ve hepsini çok sevdim. Kadın dayanışmasıyla güç bulduk, birbirimize destek olduk; birlikte üreterek yaralarımızı sardık ve kocaman bir “Biz” olduk.
Ben Cevahir Sever
9 Nisan 1998’de Antakya’da doğdum. Bu şehirde büyüdüm; anılar biriktirdim, hayaller kurdum. Antakya benim için sadece bir memleket değil, çocukluğumun sesi, gençliğimin iziydi.
Sonra 6 Şubat yaşandı.
Birçok sevdiğimi kaybettim. Yalnızca insanları değil; büyüdüğüm sokakları, hatıralarla dolu köşeleri de yitirdim. Şehrimle birlikte anılarımın silindiğini sandım. Zorlu günlerden geçtik. Acı yaşadık, eksildik, yorulduk ama vazgeçmedik. Çünkü biz tutunmayı seçtik. Karanlığın içinden güçlenerek çıktık.
O günlerden sonra memleketimden gitmedim. Kalmayı seçtim. Üreterek iyileşmeyi, çalışarak umut olmayı seçtim. Küllerimizin içinden yeni bir hayat kurmaya çalıştım. İyi ki kalmışım. Biz’im yolculuğumuzda ben, üreten hanımlarımızın emeğini görünür kılan tarafta yer aldım. Onların üretim süreçlerini fotoğraf ve videolarla kayıt altına alıyorum; hikâyelerini görsellerle anlatıyorum . Tasarım ve sosyal medya ekibinde yer alarak kooperatifimizin sesini, yüzünü ve ruhunu dışarıya taşıyorum.
Kısacası kooperatifimizin hikayesini sizlere fotoğraflarla anlatan göz benim. Tam da bu sebeple elimden geldiğince her karede emeği, her paylaşımda umudu tam da olduğu gibi, hiç süslemeden yansıtmaya çalışıyorum. Çünkü biliyorum ki el emeği zaten kremi başına çok güzel ve kıymetli.
Kooperatifimizde yollarımın kesiştiği o güzel insanlarla bir yolu yürüyoruz ,yolun adı: Biz.
Bu yol belki taşlı, bazen bozuk, bazen çamurlu ama el ele tutuşunca öyle güzel ki; hiç bitmesin istiyorum
Ben Ayşe Varer
11 Haziran 1999’da Antakya’da doğdum. 26 yaşındayım ve evliyim.
Depremde büyüdüğüm evi kaybettim. Ailemle sağ çıktık; buna şükrettik. Ama anılarımız, değerlerimiz o evde kaldı. Evimizi, mahallemizi ve şehrimizi kaybetmenin acısı içimde hâlâ taze.
6 Şubat’tan sonra her şey bitti sandık. Oysa birbirimizi bulduk. Acı bizi ayırmadı; yan yana getirdi. Tutunmak için üretmeyi seçtik ve bu yolda Biz Kolektif Kooperatifi doğdu.Kooperatifte muhasebe işlerini takip ediyorum. Rakamların arasında kaybolmuyorum; emeğin hakkını korumaya çalışıyorum. Her kayda geçen ürün, yeniden kurulan bir hayatın ve büyüyen bir umudun parçası oluyor benim için.
Biz Kolektif Kadın Kooperatifi benim için yalnızca bir çalışma alanı değil; dayanışmanın, birlikte iyileşmenin ve yeniden güçlenmenin adı. Burada “ben” olmaktan çıkıp BİZ olmayı öğrendim. Ve biliyorum ki birlikte ürettikçe, birlikte iyileştikçe hayat yeniden anlam buluyor.