Çarpana dokuma da Cimem örücülüğü gibi coğrafi işaretimizdir ve Anadolu’nun en eski el dokuma tekniklerinden biridir. Kökeni, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan göç yolları boyunca şekillenen dokumacılık geleneğine dayanır. Göçebe ve yarı göçebe toplulukların günlük yaşamında önemli bir yere sahip olan bu teknik; dar, uzun ve dayanıklı dokumaların üretimine olanak sağlamasıyla yüzyıllar boyunca kullanılmıştır.
Çarpana dokuma, dokumaya adını veren ve dokuyucunun kolaylıkla ulaşabileceği malzemelerden üretilen bir dokuma aracıdır. Sert deri, ince ağaç, kemik, fildişi ya da mukavva gibi malzemelerden yapılan bu levhacıklar; ince, iki yüzü pürüzsüz, iki elin rahatça kavrayabileceği büyüklükte olup köşelerinde ipliklerin geçirileceği deliklere sahiptir. Dokuma sırasında birden fazla çarpana dokuma kullanılır; çünkü dokumanın genişliği, yani eni, kullanılan çarpana sayısıyla belirlenir. Çarpana dokumalar kare, üçgen ya da çokgen formlarda üretilebilse de, en yaygın kullanılan tür dört köşeli ve dört delikli olanıdır.
Tarih boyunca çarpana dokuma; kuşak, kemer, bağ, kolon ve çeşitli süsleme unsurlarının yapımında kullanılmıştır. Üretilen dokumalar yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda kültürel bir anlatım aracı olmuştur. Motifler ve renkler aracılığıyla inançlar, korunma sembolleri, sosyal statü ve aidiyet gibi anlamlar kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.
Osmanlı döneminde hem saray hem de halk dokumacılığı içinde yer bulan çarpana, Anadolu’nun farklı bölgelerinde özgün motif ve renk anlayışlarıyla çeşitlenmiştir. Cumhuriyet döneminde geleneksel el sanatları kapsamında belgelenmiş; eğitim kurumları ve ustalar aracılığıyla günümüze taşınmıştır. Bugün çarpana dokuma, “somut olmayan kültürel miras” olarak kabul edilmekte; geçmişten gelen bu kadim teknik, çağdaş yorumlar ve sanatsal üretimler aracılığıyla yaşamaya devam etmektedir.
Atatürk Üniversitesi
Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü – Yüksek Lisans
Kültür Bakanlığı’na bağlı bir çarpana dokuma sanatçısıyım. “Somut olmayan kültürel mirasımız” olan çarpana dokuma geleneğinin sürdürülebilirliği konusunda sorumluluk taşıyor; bu eşsiz zanaatı eğitimler, tanıtımlar ve workshoplar aracılığıyla gençlere ve gelecek kuşaklara aktarmak için çalışıyorum.
Sanatla kurduğum bağ çocukluk yıllarıma, ilkokuldayken ailemle yaptığımız Topkapı Sarayı gezisine dayanır. O yaşlarda gördüklerim ve dinlediklerim sanatı içselleştirmeme neden oldu. Sanat okumak hayatım boyunca tek hedefim olsa da, yaşam beni farklı yönlere savurdu. Başka bir alanda eğitim aldım, çalıştım, evlendim ve iki çocuk büyüttüm. Ancak her şeye rağmen sanattan hiç vazgeçmedim.
Bu hayatta herkes kendi zamanında ve kendi şartlarıyla ilerler. Ben de kendi zamanımda yaşıyorum. Otuz sekiz yaşımda lisans eğitimimi birincilikle, altmış iki yaşımda ise yüksek lisansımı tamamladım. Kendi zamanımla yarışıyorum; sanatla…
Dokumalar, Anadolu kadınının sözsüz yazı dili ve duygularını aktaran en içten ifade biçimlerindendir. Anadolu’nun zengin kültürel mirası, bu topraklardan geçmiş medeniyetlerin izleri, masallar, destanlar, mitler ve ritüeller sanat üretimimde temel ilham kaynaklarımı oluşturur. Köklerime ait bu dokumaların kültürel ve geleneksel kodlarını referans alarak ürettiğim özgün tasarımlar aracılığıyla, kimliğimizi ve hikâyemizi ulusal ve uluslararası platformlarda görünür kılmayı amaçlıyorum.
Kooperatif çatımız altında düzenlenen ve Hatay’da dışarıdan alınan ilk eğitimimiz olma özelliğini taşıyan Çarpana dokuma eğitimi, yalnızca bir teknik aktarımı değil; ortak bir hafızanın, sabrın ve birlikte üretme kültürünün yeniden canlanmasını temsil ediyordu.
Eylül 2025’te, Aslı Filinta ile bazı BİZ Kolektifi üyeleri , Aslı Filinta’nın Hatay’da kurucu üye olduğu BİZ Kooperatifinde bir araya geldi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Geleneksel Türk Sanatları ve Çağdaş Dokumalar alanında Çarpana Dokuma Sanatçısı olan, bilgi birikimi ve bu alana adanmışlığıyla çok kıymetli bir isim olan Melek Baransel Günday hocamız, çarpanayı yaşayan bir bilgi olarak aktaran yaklaşımıyla eğitim sürecine yön verdi. Eğitime, yine kolektif üyelerinden, çarpana dokumayı yaşatma amacıyla uzun süredir emek veren Aslı Pelvanlar da eşlik etti.
Eğitim yalnızca kooperatif üyelerine değil; ilçede çarpana dokumayı öğrenmek isteyen herkese açık olarak düzenlendi.
Eğitim süresince kolektif olmanın gücü yalnızca bilgi paylaşımında değil, birliktelik ve dayanışmada da kendini hissettirdi. Kolektiften farklı üyeler; kimi malzeme bulunmasında, kimi de varlıklarıyla moral ve motivasyon desteği sunarak bu buluşmanın bir parçası oldu. Birlikte çalışmak, birbirine omuz vermek ve birlikte güçlenmek, eğitimin en görünür kazanımlarından biriydi.
Her kuşaktan gelen kadınlarımızın katılımı, evlerinden getirerek paylaştığı Hatay lezzetleri, demlenen çaylar, birlikte kurulan sofra ve uzun sohbetler; Anadolu’nun kolektif ruhunu ve köklerimizi bir kez daha hatırlattı. Atölye, kısa sürede bir eğitim alanından çok, birlikte var olunan ve birbirini besleyen bir mekâna dönüştü.
İki uzun ama içinde pek çok duyguyu barındıran günün sonunda Hatay’dan; çok güzel anılarla birlikte, yeni çarpana dokumacıları, güçlenen bağlar ve yeniden filizlenen bir üretim umuduyla ayrılındı.
Bu buluşma bir bakıma çarpananın bugün hâlâ yaşayan, dönüştürücü ve birleştirici bir bilgi olduğunu; en çok da birlikte üretildiğinde çoğaldığını bizlere gösterdi.